.
.

E-Bülten


Isim:

E-Mail:

Takvim

<<  Eylül 2010  >>
 Pzt  Sal  Çrş  Prş  Cu  Cts  Pz 
    1  2  3  4  5
  6  7  8  9101112
13141516171819
20212223242526
27282930   

Duyurular

 

"Neden Gençlik Merkezlerinden gençler TOG Gençlik Konseylerine katılmıyor?"sorusuyla 14. Gençlik Konseyi öncesi başladı bu macera. Samsun'da gerçekleştirilen son Gençlik Konseyi'ne Merve Erçel Pembe Ev'i temsilen yer aldı.

Yağmurlar Altında Doğa Kampı! PDF Yazdır e-Posta
Erol tarafından yazıldı.   
Salı, 25 Mayıs 2010 00:00

Bu yıl ki "Pembe Ev Gençlik ve Doğa Kampı" maceramız anlatmaya ve okumaya değer inanın. Hazır mısınız? E, buyurun öyleyse...

Pembe Ev 5. Gençlik ve Doğa Kampı'mızı gerçekleştirmek üzere hazırlıklara her yıl olduğu gibi haftalar öncesinden başladık. Toplantılar yaptık, konuştuk, tartıştık. "Kampı nerede yapalım? Kimleri davet edelim? Hangi tarihlerde yapalım? Kaç kişilik bir kamp olsun? Etkinlik programımızda neler yer alsın?" gibi bir çok sorunun cevabını birlikte bulmaya çalıştık. Ve tarihi belirledik; 21-22-23 Mayıs 2010. 2 gece 3 gün sürecekti kampımız, en azından niyetimiz buydu.  

Gelin görünki herşey planladığımız gibi olmadı. 

 

Kamptan bir kaç hafta önce dört kişilik bir ekip ile Şile'nin bir çok köyünü gezerek "Kamp Alanı Keşfi" yaptık. Amacımız; bize en uygun kamp alanını bulmaktı. "Suyu ve tuvaleti olsun, alana elektrik çekilebilsin, aman köye çok yakın olmasın; tabi çok uzakta olmasın, güvenli olsun, yakınlarda etkinlik yapılabilecek geniş bir arazi olsun, yeşillik olsun, ferah olsun, güzel olsun, ücretsiz olsun" derken kontrol listemiz uzadıkça uzadı. Ama herşey güzel bir kamp yapmak içindi ve istediğimiz gibi bir yer bulmak adına tüm gün Şile'nin köylerini gezmeye değerdi doğrusu. Ve günün sonunda zafer bizim oldu. Şile'nin Karamandere Köyü'nde "Saklı Cennet" isminde bir tesis bulduk. Gerçekten cennet gibi bir yer... Sulama göletinin dibinde... Hemen kontrol listemize şöyle bir göz attık, mekan iyi bir puan aldı bizden. Hemen tesisin sahibi Ersin Bey ile anlaştık ve el sıkıştık. Yüzlerdimizde bir gülümse ile Pembe Ev'e geri döndük.

Akabinde birçok hazırlık yaptık tabi. En çok kaynak görüşmeleri yaparken eğlendiğimizi belirtmeliyim. Zira inancımızı yitirdiğimiz anlarda ummadığımız yerlerden kaynak bulabildik. Bu bizi hem sevindirdi hem de cesaretlendirdi.

Bir yandan başvurular yapıldı. Farklı çevrelerden, farklı yaş gruplarından ve farklı üniversitelerden genç arkadaşlarımız kampa katılım için başvuruda bulundular. Sonuç olarak 54 kişinin katılacağı yönünde sayımız netleşti.

Organizasyon ekibimiz kamp süresince uygulayacağımız programı çıkarttılar. Neler yoktu ki! Dans, Drama, Grafiti ve İğne Deliği Fotoğraf Atölyeleri, Barış İşareti - Sokak EĞlemi, Spor Turnuvaları, Keşf-i Orman Turu, Hayat Zor İnsan Hakları Oyunu, Genç Sahne Performansları, Fanzin Çalışması ve Kısa Film çekimleri...  

Tüm bu hazırlıkların sonunca farkettik ki; her yıl bir önceki yıla göre daha çok şey öğreniyoruz. Zira geçen yıl gece yarılarına kadar hazırlıkları ancak tamamlayabilmiş olan bizler bu yıl erkenden tüm hazırlıklarımızı bitirmiştik. Bu durumun rahatlığıyla, ertesi sabah erkenden görüşmek üzere diyerek evlerimize dağıldık.

21 Mayıs Cuma sabahı Pembe Ev'in önünde buluştuk. Çadırlar, uyku tulumları, matlar, mutfak malzemeleri, kilimler, minderler, el feneleri, yemekler, içecekler, atölye malzemeleri ve daha bir çok eşyayı hepbirlikte servislere yerleştirdik. İşte başlıyoruz. Heyecanlı ve mutluyuz.

İlk gün çadırları kurmak ve yerleşmek hesapladığımızdan daha fazla zaman aldı. Hemen ardından tanışmak için etkinlik alanına geçtik. Bu yıl ilk defa "Oba"lar belirlendi. Her obanın simgesi olan bir renk vardı ve o renkteki kumaş kolluklar katılımcılara dağıtıldı. Böylece obalar hem görev dağılımlarında obaca sorumluluk alacak hem de spor turnuvalarında yine obaca hünerlerini sergileyeceklerdi.

İlk akşam yemeğimizi yedikten sonra tabiki kamp ateşi kuruldu. İşte şimdi ateşin etrafında oturup gitar eşliğinde şarkılar söyleme, sohbet etme ve günün yorgunluğunu atma zamanıydı. Geç saatlere kadar süren bu eğlencenin sonunda yavaş yavaş uyku vakti gelmişti. 

Sabaha karşı bizi bir sürpriz bekliyordu; YAĞMUR. Hem de hiç aralıksız ve şiddetli olarak yağanından! Şimdi siz diyeceksiniz ki "Hava durumuna bakmadan mı gittiniz?" Vallahi de baktık, billahi de baktık. Günün bir kaç saatinde hafif bir yağmur görünüyor diye iptal etmeyelim dedik kampımızı, üstelik o kadar hazırlık yapmış iken.

Ancak nereden bilelim bu kadar çok yağmur yağacağını, sabah uyku tulumlarımızın içinde sırılsıklam uyanacağımızı, çadırlarımızın su alacağını, kullanılabilecek tek bir temiz mutfak malzememizin dahi kalmayacağını, dize kadar çamura batacağımızı ve en kötüsü hiç bir etkinliğimizi hayata geçiremeyeceğimizi.

Bir süre ne yapmalıyız diye düşündük, konuştuk. Geri dönmek mi? Kampa devam etmek mi? Kalıp macera dolu bir kamp sürdürecek fiziki imkanlarımızın olmaması bizi dönme konusunda ikna etti.

Etrafı toplarken komik sahneler ortaya çıktı. E, düşünün herşey ıslak ve çamurlu, biz dahil. Bu şartlar altında eşyaların düzgün ve temiz bir şekilde toplanması mümkün mü?! Üstelik yağmur yağmaya devam ederken. Bir yandan dönüş için hazırlandık, bir yandan halimize gülüp eğlendik. Fotoğraf çekilmeyi ihmal etmedik tabi. Ve planladığımızdan daha erken bir şekilde Pembe Ev'e döndük.

Evet, bu erken dönüş içimizi biraz burktu. Ama orada yaşanan güzel anlar ve hissedilen samimi duygular bize "Ne kamptı be!" dedirtip yüzümüzde bir gülümseme bıraktı. İşte Pembe Ev'i Pembe Ev yapan da bu tatlı anılar ve dostluklar zaten.

Bizi yıldıracak yerde daha güzel işler yapmaya motive eden olumsuz tüm bu olayların hemen ardından biz, 6. Gençlik ve Doğa Kampı hakkında konuşmaya başladık bile.  İnanıyoruz ki Mayıs 2011'de Gençlik Haftası'nı stadyumlarda kutlamak yerine; yine bundan önceki 5 yılda olduğu gibi doğayla içiçe ve genççe kutlamaya devam edeceğiz.

 

 

 

 

 

 

Bookmark and Share

Son Güncelleme: Perşembe, 10 Haziran 2010 03:17